Tek Çıkış Yolu: Eğitim ve Bilimsel Araştırma


Kalifornya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Ufuk Taneri’den Covid19’un yansımaları üzerine  Skyreporter Dergisi’ne özel açıklamalar:

Alanında dünya çapında konuma sahip Prof.Dr. Ufuk Taneri, “Pandeminin Etkilerinin Giderilmesi Zor Olacak! Bu süreçte, bilgi, birikim, eğitim ve bilimsel araştırma tartışmasız çıkış yolumuz olacaktır. Zamanın insan ve dünya için hata kaldırmaz, başarılı değişimin zamanı olduğu gerçeği ile yüz yüzeyiz. Eğitim ve Bilimsel Araştırma, yaşamsal önemini bir o kadar daha hissettiriyor ” dedi.

Kalifornya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Ufuk Taneri’den Covid19’un yansımaları üzerine  Skyreporter Dergisi’ne özel açıklamalar:

COVID-19 Pandemisi, Gelişmekte olan, gelişmiş ülke demeden, yaşamımız COVID-19’la ani ve zorlu değişime uğradı. Solunum yolları bulaşıcı hastalığı COVID-19, 1 Nisan 2020 itibarı ile, Dünya Nüfusunun %43’ünü, 110’dan fazla ülke ve bölgede, 3,4 milyar insanı evlere kapamış, işyerlerini ve kurumları çalışamaz hale getirmiştir; 1,5 milyarı aşkın okul çocuğu ve üniversite öğrencisi, okul ve üniversite kapanmalarından etkilenmişlerdir. Dünya ekonomisi istikrarsızlaşmış, milyarlarca insanın yaşamı alt üst olmuştur. Ayırımcılık/ fırsat eşitsizlikleri/ güven noksanlıkları/ kırılganlıklar[i], iyice gün yüzüne çıktılar ve büyüyorlar; COVID-19’a kadar olan kazanımlarımız büyük darbe alıyor. Sosyal barış ve huzur, bilgi ve beceri, sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam tehdit altında. Halbuki COVID-19’dan kurtuluş gayretleri, tüm Dünya insanının empati ve uyumunun elzem, kültürlerarası diyaloğun yaşamsal, dünya kültürlerinin birbirlerine bağımlı, ve göz ardı edilemeyecek şekilde muhtaç olduğunu gösterdi.

Koronavirüs dünya genelinde yayılmaya devam ediyor; 108 milyonu aşkın vaka 190’ı aşkın ülkeyi sarmış, iki milyonu aşkın ölüm gerçekleşmiştir.

Şubat 2021’deyiz; Koronavirüs dünya genelinde yayılmaya devam ediyor; 108 milyonu aşkın vaka 190’ı aşkın ülkeyi sarmış, iki milyonu aşkın ölüm gerçekleşmiştir. Toplumlar, halen, 14 veya 21 günlük kapanmaları, internet üzerinden öğrenim ve öğretimi, sağlık kazanımı açısından ve eğitimde geri kalmamak üzere, çarelerden biri olarak görmektedirler; pervasızca katlettiğimiz Doğa, adeta insanı hapsetmiştir. Aşılar üretildi; üretilmektedir. 13 Şubat 2021 itibarı ile JHU verileri 165,7 milyon aşılanma; 5,9 milyon yeni günlük aşılanma gösteriyor. COVID-19’un ani gelişi ve yayılışı, bizleri hazırlıksız yakalamıştır; üretilen aşıların yeterliliği haliyle söz konusu olmuştur. Ayrıca, mutasyona uğrayan virüsle, (bugün itibarı ile, İngiltere, Güney Afrika, Brezilya varyantları), aşıların etkinliğinin etkilenebileceği, ancak, aşıların halâ sonuç vereceği, fakat bağışıklık tepkisinin eskisi kadar güçlü ya da uzun süreli olmayabileceği, ve gerekirse aşıların yeniden tasarlanacağı konuşuluyor.

ÜNİVERSİTELER/ YÜKSEK ÖĞRENİM KURUMLARI

COVID 19- Pandemisi, Üniversitelere/ Yüksek Öğrenim Kurumlarına, bugüne dek yaşanmamış, muazzam etkiler, çok büyük zorluklar getirmiştir. Kültürlerin kaynaştığı, fikir zenginliğinin yaşanıp büyütüldüğü, arı kovanı misali kampüsler kapanmıştır. Hazırlıklı veya hazırlıksız, öğrenim ve öğretim internet üzerinden sürdürülmeye başlanmıştır. Uluslararası (ve ulusal) hareketlilik duraksamış; öğrenim/öğretim, bilimsel araştırma ve global bilimsel işbirlikleri büyük ölçüde etkilenmiştir.   Halbuki üniversitelerimiz genetiğinde, her yüksek öğrenim öğrencisinin kampüs yaşamını tecrübe etmesi, her öğretim elemanı ve öğrencisinin mobiliteyi, globalleşmeyi yaşaması yatıyor. COVID-19’la sarsıcı ve ani değişim gelmiş, yüksek öğrenimle ilgili tüm normlar altüst olmuş, yüksek öğrenim her yönü ile değişimle yüzleşmiştir: öğrenci kabul ve kaydından, yüz yüze eğitime, tartışma platformlarına, öğrenci başarısını destekleyecek uygulamalara, konferanslara, aytışmalara, bilimsel araştırmalara, öğrenci değişimine, kolej atletizmine/ bandosuna/tiyatrosuna/öğrenci kulüpleri aktivitelerine, kütüphanede/ laboratuvarda/ …  fiziksel olarak bulunabilme imkânlarına, öğretim üyesi ve üniversite personeli gelişimini destekleyecek uygulamalara,  ve daha yüzlerce fonksiyonuna. Ve pek tabiidir ki mobilitenin durgunluğu, öğrencilerin etkili yüzdesinin kendi ülkelerinde eğitimlerine devam etmeyi tercih etmeleri, kaynak yaratmayı güçleştiren etkenlerden olmuş, COVID-19’un getirdiği ekonomik zorluklar, Yüksek Öğrenimin finansal geleceği konusunda da büyük soru işareti yaratmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir